PÜREN BALI
Propolis, arıların bitki tomurcukları ve salgılarından topladığı reçinemsi maddeleri işleyerek ürettiği bir arı ürünüdür. Arılar, propolisi kovanın hijyenini sağlamak, Amerikan yavru çürüğü hastalığı gibi olası bakteri (Bacillus larvae) ve mantar enfeksiyonlarından korumak, böcek ve diğer hayvanların kovana girişini engellemek, peteklerdeki çatlakları onarmak ve peteklerin direncini arttırmak için kullanırlar. Kovana her zaman Propolis ile kaplı bir kanaldan geçerek giren arılar, bu sayede hem kendilerinin hem de kovanın hijyenini sağlarlar.
Propolis kovanı koruyucu bu işlevleri nedeniyle Yunanca ‘pro’ ön/giriş ve ‘polis’ şehir anlamına gelen iki kelimeden oluşmuştur. Yani kovan, arıların içerisinde yaşadığı bir şehir olarak kabul edilirse, propolis ‘şehrin güvenliğinden sorumlu madde’ olarak düşünülebilir
Propolisin bileşiminin, bitkinin kaynağına ve coğrafi bölgeye göre önemli ölçüde değişim göstermesine karşılık temel bileşenlerinin oranları birbirine benzemektedir (Pietta et al.,2002).
Propolis (kavak tipi) içerisinde 300 kadar bileşik tanımlanmıştır: Reçineler (%45-55), balmumu ve yağ asitleri (%25-35), uçucu yağlar (%10), polifenoller ve flavonoitler (%10) [KAFE-kafeik asit fenilletilester; pinosembrin, galangin, pinobanksin, kempferol, krizin, kersetin], polen (%5), mineraller ve vitaminler (%5).
Hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın, diğer kovan ürünleri gibi propolislerin de elde edildiği kovanın çevre koşullarından olumsuz etkilenmesi söz konusudur. Bu nedenle tarım ve veteriner ilaçları, radyoaktif kontaminasyon, endüstriyel kirlilik, ağır metaller, vd. çevresel risk faktörlerinin analiz edilmesi gerekir.
Ham propolis, arı ölüleri, larva kalıntıları ve bitki parçaları gibi istenmeyen kısımları içerdiğinden, kullanılmadan önce uygun çözücüler ile ekstre edilerek ön saflaştırma işlemine tabi tutulmalıdır.
Propolislerin bileşimi, kullanılan çözücünün cinsine ve ekstraksiyon yöntemine göre değişiklik göstermektedir. Farklı çözücülerin propolis içerisindeki farklı bileşenleri çözündürme özelliklerine bağlı olarak biyolojik etkilerinde farklılaşma söz konusu olabilmektedir (Cunha et al,., 2004). Bu bakımdan araştırmaların sonuçlarını yorumlarken kullanılan çözücünün hangisi olduğu göz önüne alınmalıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder